demirören

MEKANLAR

Yazarlar

MANŞET Haber

Tüm Manşetler

Prof. Dr Ahmet Alanay "Skolyoz Artık Korkulacak Bir Hastalık Değil"

Merhaba. İŞ’te İnsanlar okuyucularına Prof. Dr Ahmet Alanay’ı tanıtır mısınız?

Bornova Anadolu Lisesi ve ardından Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden mezun oldum.. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı'nda, 1991-1996 yıllarında ihtisasımı tamamlayıp, Ortopedi ve Travmatoloji uzmanı oldum. Uzmanlığın ardından aynı bölümde yardımcı doçent olarak çalışmaya başladım ve Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde 2002'de doçent, 2007'de ise Profesör ünvanı aldım.

2009 yılında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden ayrılarak İstanbul Bilim Üniversitesi Tıp Fakültesi ve Florence Nightingale Hastanesi Omurga Merkezi'nde üç yıl boyunca çalıştım.. Daha sonra Acıbadem Sağlık Grubu Maslak Hastanesi'nde Omurga Sağlığı Merkezi'ni kurdum. Aynı zamanda Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi olarak görev yapıyorum.

üst ihtisas dalım çocuk ve erişkin omurga hastalıklarıdır. Bu konuda Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesinde almış olduğum eğitim dışında, 1998-1999 da bir yıl süre ile ABD'de Kansas Üniversitesi Tıp Merkezi'nde omurga cerrahisi üzerine ihtisas yaptım. Ayrıca 2005-2006 yılları arasında ABD'de Kaliforniya Los Angeles Üniversitesi (UCLA) Omurga Hastalıkları Merkezi'nde bir yıl süre ile misafir öğretim üyesi olarak görev aldım. Halen Acıbadem Hastanesi Maslak’ta Omurga Sağlığı Merkezindeyim.

--Hocam İstanbul Acıbadem Hastanesinde kurmuş olduğunuz Omurga Sağlığı merkezinde neler yapıyorsunuz?

Omurga Sağlığı ve omurga hastalıkları aslında çocuklar ve yetişkinler olarak ayırırsak bu özellikle çocuklarda Skolyoz omurganın yana/öne eğilmesini daha fazla görüyoruz. Çocuklarda özellikle bu nedeni bilinmeyen Skolyoz dediğimiz hastalık 10 ila 16 yaş arasında en sık gördüğümüz eğrilikler. Daha sonra da Nöro Müsküler dediğimiz kas ve sinir hastalıklarına bağlı eğrilikler, son olarak da doğuştan anomallere bağlı olan skolyoz  hastalıklarını çok fazla görüyoruz. Bunlarda mutlaka Çocuklarda ve erişkinlerde multidisipliner yaklaşım gerekiyor yani bu sadece bir ortapedi omurga cerrahı ya da beyin cerrahı kökenli omurga cerrahını değil de bir sürü dsiplini ilgilendiren bir şey. Aynı zamanda erişkin hastalıklarına baktığımız zamanda, bunlar nelerdir mesela, bel fıtıkları, boyun fıtıkları, bel ağrısı, boyun ağrıları yine sırt ağrıları dar kanal dediğimiz yine omuriliğin sıkışması,belde nadir gördüğümüz gelişen Tümörler. Başka tümörlerin bele sıçramasıyla metastaz gibi yine, enfeksiyonlar.

Biz burada Omurga Sağlığı dediğimiz çatının altında da bu hastalıklarla ilgili olan ana dsipliner, omurga cerrahları beyin cerrahları, omurga cerrahları, ortopedi bir araya getirdik.

Örneğin ben  20 yıldır Ortopedide sadece  omurga cerrahisi yapıyorum. Omurga cerrahisi yaparken bu sadece skolyoz ve çocuklarda ki hastalıklar değil, botun fıtıkları bel fıtıkları, sırt fıtıkları , bu dar kanal dediğimiz ve az önce bahsettiğim enfeksiyonlar, tümörler, omurga kırıkları. Bunların hepsini yapıyorum.

Şu anda bana bir alçı sar deseniz nasıl sarılacağını ortopedist olarak unuttum valla. Dolayısıyla beyin cerrahisinde de beyin cerrahisi kökenli olup bu şekilde çalışanlar var. Yani omurga cerrahisinde bunlar ayrı ayrı branşlar halin geldi. Çünkü apayrı konuları içeriyor. Bunun dışında nöroloji var bu işin içinde, argolog, argolog ediğimiz iğne, enjeksiyon tedavisi dediğimiz, boyun-bel fıtıklarında bunlar çok plana gelmeye başladı. Fizik tedavi rehabilitasyon. Bunlar ana başlıklar ve bunların hepsi ile  bir arada  çalışıyoruz. Bir hasta geldiğinde bu hastayı öncelikle hasta burayı aradığı zaman bir triyaj sistemi var. Triyajda hastayı doğru yere yönlendiriyoruz. Beli ağrıyan, boynu ağrıyan, oturma ve duruşlara bağlı ağrılar gibi günlük strese de bağlı hastaları benim görmem  çok anlamsız. Çünkü ben bu işin cerrahisini yapıyorum. Randevu almak zaten zor, en kısa 2 aya  randevu verebiliyoruz, böyle olunca diğer hastaların önünü kesememeleri için onları doğru merkeze yönlendiriyoruz.

Bu tür hastalar genelde fizik tedaviye yönleniyor. Orada tedavisi devam ederken hastalığı sona ermemişse, bir sonra ki basamak Algoloğa  yönlendiriliyor. Burada enjeksiyon tedavileri yapılıyor. Eğer yine hastalık devam eder ve cerrahi gerekiyorsa bize geliyor. Yani bir sistem doğrultusunda ilerliyor. Böyle olunca hastalar ne vakit kaybediyor, ne de diğer acil hastaların zamanını almış oluyor.

Biz buna tedaviye yönelik değil de hastaya yönelik yaklaşım diyoruz. Kısaca anahtar teslim tedavi yapıyoruz. Omurga sağlının asıl amacı da bu.

--Bölümünüzün çalışmaları hakkında da biraz bilgi verir misiniz ?

Şimdi hastaneniz yeni bir renovasyona giriyor. Arka tarafta yeni bir yer hazırlanıyor omurga sağlığı merkezi için. 200-250 metre kare daha kompakt bir yer olacak. İçerisinde ayrıca bir rehabilitasyon  merkezi olacak. Özellikle bu skolyoz hastalıklarında biz sadece cerrahi düşünen bir merkez değiliz. Eksersiz tedavilerinin çok büyük faydası olduğunu düşünüyorum. O nedenle ekimizde bunlarda var. Korselerimizi biz burada kendimiz yapıyoruz. Bu çok çok önemli. Bunların hepsinin içinde olduğu bir fizik tedavi merkezi olacak.

Mükemmeliyet merkezi değimiz bu yerinde aslında alt yapısı çok önemli. Mükemmeliyet merkezi demek yüksek teknoloji demek değildir. Ben bir alet aldım, ben artık mükemmelim anlamına gelmez. Teknoloji elbette önemli ama önemli olan alt yapının sağlam olması.

Örneğin Eos dediğimiz Xray cihazı var. Skolyoz hastalarında arkaya arkaya çekilen bu filmlerin, özellikle kız çocuk hastalarda daha sonra meme kanser, rahim kanseri gibi şeyleri yapabileceği için, Yüzde 90 hatta daha düşük dozlarda çeken ve bu tür hastalıkların önüne geçecek bir cihazımız var.

Tabi Türkiye’de yaygın olarak kullanılamıyor. Çok pahalı bir cihaz. Türkiye de 2 tane var. Bunlardan bir tanesi de bizde. Biz bu cihazla 2 boyutlu filmden 3 boyutlu film çıkarabiliyoruz. Bu da skolyoz tedavilerinde çok önemli.

Bizim ameliyatlarda kullandığımız vidalar var. Omurganın içine vidalar koyuyoruz. Ameliyat sırasında yapılacak milimetrik hatalar omuriliğin zedelenmesine neden olabiliyor. İnsanlarda zaten büyük  korku bu ameliyatlarda acaba çocuğum felç olumuyum. Biz işte bu korkularını yenecek robotik navigasyon cihazı ile El yordamı ile değil Real zamanlı 3 boyutlu görerek bir operasyon gerçekleştiriyoruz. 

 

--Peki artık bu ameliyatlarda ki felç olma riski artık ortadan kalktı diyebilir muyuz?

Bir şey daha var. Nöromonitörizasyon dediğimiz bir işlemi yapmaya başladık. Bunu da burada çok sofistike bir düzeyde yapabiliyoruz. Ameliyatı yaparken bir ekipte dışarıda yerleştirmiş olduğu elektrotlarla omuriliğin sinir iletimini ölçüyor. Eğer bu sinir iletiminde bir bozulma olmak üzereyken bizi uyarıyor ki biz o sırada hemen tedbirimizi alıyoruz ve sinir zedelenmesini önlüyoruz.

Bütün bu robotik cihazlar navigasyon cihazları ve omurga için yapılmış özel masalar var. Bu özel masa çok az merkezde bulunurken bizde mevcut.

Kısaca bu cihazlar ve bu ekipler ile neredeyse bu tür ameliyatlarda felç riskini ortadan kaldırdık diyebilirim.  Bu güne kadar hiç başımıza gelmedi. Bu tür cihazlar ile de başımıza gelmesi son derece de  çok zor. Biz bu alt yapıya sahibiz.

Bir diğer özelliğimizde, biz akademik bir gurubuz. Sürekli olarak yenilikleri kovalayan,hatta özellikle şu anda yaptığı iki  yöntemle dünyada aslında kural  değiştiren bir gurup olduk. Çok kuvvetli bir araştırma ekibimiz var. Bu araştırma ekibiyle beraber çalışıyoruz. Ayrıca bizim başını çektiğimiz Uluslararası bir çalışma gurubu kurduk. Hastalar ile ilgili çok önemli çalışmalar yapıyoruz.

Amerika ile beraber başladığımız Skolyoz ameliyatlarında farklı bir yöntem uygulamaya başladık. Burada skolyozda standart ameliyatlarda vidaları koyup omurgayı sabit hale getirirsiniz.  Halbuki biz, omurgayı sabit hale getirmeden hareketli bir sistemi ortaya koyduk. Aynı zamanda bu sistemin bir özelliği de sadece küçük deliklerden girerek yapıldığı için arkada büyük kesilerde yapılmak zorunda kalınmıyor. Hareket korunuyor, büyüme korunuyor. Sabi omurga ameliyatlarında çocuklarda büyümeyi de durdurmuş oluyorsunuz. Oysa ki bizim bu ameliyatlarımızda büyüme durdurulmuyor.

---Ahmet bey, Sağlık Turizmi konusunda düşünceleriniz  nelerdir* Bu konu ile ilgili çalışmalarınız var mı?

Yukarıda bahsettiğim bu ameliyat yöntemi büyük ilgi gördü. Bu sene hastalarımızın Yüzde 25 yurt dışından geldi. Seneye bu sayı daha da artacaktır.

Bu yurt dışından gelen hastalar da Türkiye’de ki medikal turizm adıyla, Irak ,İran, Suriye ,Lübnan değil, tamamen batı dünyasından teknik uygulaması için ülkemize gelen insanlar. Yukarıda yatan hastalarımız var. Güney Afrika’dan, Yeni Zellanda’dan, Avusturalya’dan, Amerika’dan, İngiltere’den Hastalarımız var.

Biz ucuz sağlık turizmi yapmıyoruz. Hakkımızı da alarak gerçek anlamda insanlara sağlık sunuyoruz. Neredeyse bütün dünya televizyonlarında ki sağlık programlarına çıktım. Hatta çok yakın bir zamanda BBC İngiliz bir hasta ile birlikte buraya gelerek bir program gerçekleştirecek.

---Hocam Sağlık turizminden ülkemize giren döviz miktarı nedir?

Valla tam olarak bir şey söyleyemesem de, hiçte yabana atılmayacak bir rakkam olduğunu tahmin ediyorum.

Fakat yine bir turizmci çocuğu olarak, bir Alanyalı olarak, aynı hataları Antalya’da yapıyoruz. Her şey dahil sistem gibi hataları sağlık turizminde de yapıyoruz.

Bu turizm dalında inanılmaz bir rekabet başladı. Ne bir fiyat politikası var ne de araştırma. Çok kötü ameliyatlar yapılıyor. Mesela dün, İrlanda’da bizim ameliyat ettiğimiz bir hastamız yazı yazdı. Bütün bakanlıklara ve bir İrlanda televizyonunda RTE diye, İstanbul’da kanser tedavisine gelen 3 tane hastanın hikayesini anlatmışlar. Umut tacirliği yapıp bunların parasını aldılar ve sonunda öldüler diye Türkiye’yi kötüleyici haberler yapıldı. O yüzden çok dikkatli olmamız gerekiyor ve bu iş hakkıyla yapılmıyor.

Antalya’da turizmde düştüğümüz duruma, yakında sağlık turizminde de düşebiliriz.

BBC’de benim burada yaptığım bir ameliyat ana habere çıktı. Bu ameliyat burada İngiltere de yapılamadığı için veya acayip bekleme sırası olduğu için TÜRKİYE’DE yapıldı. Burada Türkiye adı acayip vurgulandı. Sanki biz 3’ncü dünya ülkesiyiz de.

İngiltere de defalarca da haber oldu birçok ameliyatımız.  Biz bunu burada yapamıyoruz da adam Türkiye’ye gitmek zorunda kalıyor diye.

Yurtdışında Türkiye’ye karşı bir ön yargı var. Adamlar bizim başarılarımızı hazmedemiyor. Gerçekten bir kıskançlıkları var.

Yukarıda yatan Güney Afrikalı hastamızla dün konuştum. Adama demişler ki, 3’ncü dünya ülkesine gidip neden ameliyat oluyorsun.

Adam bana, buraya geldik, İstanbul’u gördük, hastanenizi gördük. Hiç anlatıldığı gibi değil. Muhteşem bir oluşum ve teknolojiye sahipsiniz. Bu da bize gurur veriyor elbette.

Bu hastalar benim adımla Türkiye’ye gelen hastalar. Ne Acıbademin adıyla ne de sağlık turizminden dolayı gelen hastalar değil. Benim ve ekibimin kişisel başarısı ile buraya gelen hastalar.

Ama beni üzen şey, deminde dediğim gibi Türkiye’nin 3’ncü dünya ülkesi olarak anılması. Türkiye’de bu ameliyatları yapan tek omurga cerrahı değilim ama demek ki biz Türkiye olarak bu reklamı iyi yapamıyoruz.

Bizlerin çıtayı 30 euro gibi diplerde değil de çok yükseklerde tutmamız gerekiyor.  Doktor gücü, hastane gücü, teknoloji gücü bizim ülkemizde çok fazla. Bizim Amerika’dan da , İngiltere’den de Almanya’dan hiçbir eksiğimiz yok. Hatta fazlamız var. Yeni yetişen jenerasyonda da çok ama çok iyi cerrahlar var.

----Hocam biz hangi ülkelerle yarışıyoruz bu sağlık sektöründe. ?

Biz aslında kimseyle yarışmıyoruz. Biz Avrupa’nın en iyisiyiz. Bu net. En iyi doktorlar bizde. En iyi pilotlar bizde. Yani en iyiler hep bizde. Tek eksiğimiz inovasyon eksikliği. Bunun dışında herkesten iyiyiz.

Biz burada yaptığımız ameliyatlar ve başarı yüzdemiz ile de Dünya’nın en iyilerinden biriyiz. Bunu hastalarıma da söylüyorum.

Bildiğiniz gibi ben Hacettepe’yi bırakıp buraya geldim. Hacettepe’de halen burada ki teknoloji yok. Eğer ben Hacettepe’de kalmış olsaydım, dünya çapındaki bu yere gelmem veya kliniğimin gelmesi çok çok zor olurdu.

Bugünlerde bel fıtığı, boyun fıtığı veya dar kanal dediğimiz  ameliyatlarda , vida koyduğumuz ameliyatlarda geliştirdiğimiz bir de yöntem var. Kişiye özel olarak bir planlama yapıyoruz, konudan konuya atlayacağım ama, halk arasında bir tabir vardır. Aman beline vida koydurma, tekrar tekrar ameliyat olursun diye, biz bunun sebebini bulduk yaptığımız çalışmalarla. Oraya bir vida koyup bunları bir çubukla birleştirme düşüncesinden kaynaklandığını bulduk. Bel çukurlarında, yani bel bölgesine aslında orada verilmesi gereken bir şekil var. Eskiden bunları ortalama bir dereceden veriyorduk. Mesela herkesi 48 derece yapıyorduk. Halbu ki şimdilerde bu yaptığımız çalışmalarla anladık ki, herkesin bel çukuru farklı. Şimdi biz bir yazılımda kullanarak herkesin kendine göre, yani normal olan bel çukurunu verebiliyoruz. Böylece o vidaların üzerindeki yükü azaltıyor. Eskiden zorlanıyordu insanlar ve vida gevşiyor, çubuk kırılıyordu. Biz bu yöntem ve yazılım için patente baş vurduk. Şimdi bütün Amerikan firmaları peşimizde.

Biz burada hastalara en son yüksek seviyede tedaviyi götürüyoruz, hem de yaptığımız tedavinin araştırmalarının sonucuna bakıyoruz. Bu bizim sürekli olarak hatalarımızı görmemizi ve kendimizi sürekli geliştirmemizi sağlıyor. Böyle olunca da her yeni tedavi yöntemini ve şeklini Türkiye’ye getiriyoruz.

Ayrıca Uluslararası bir düzeyde çok iyi Network sağlıyor. Bunu da iki türlü kullanıyoruz. 1. Yenilik varsa herkesten önce öğreniyoruz 2’ncisi bizde kompleks bir şey olduğu zaman, her zaman siyah ya da beyaz olmuyor. Arada grilerde çıkıyor. İşte o zaman dünyada ki en iyi 6 adama o hastanın filmlerini yolluyoruz. Bizim burada belki de ilk defa karşılaştığımız bir durumu yurt dışındaki doktor arkadaşlarımız belki de yüzlerce defa görmüştür.  Onlara gönderiyoruz ve onlardan fikir alıyoruz ve nihayi kararları almayı sağlıyoruz.

Bu çalışmalarda benim akademik yönümün de çok fazla önemi var elbette. Avrupa Omurga Derneğinin yönetim kurulu üyeliğini yaptım. Dünyanın en prestijli (Scoliosis Research Society) Skolyoz Araştırma Derneğinin yönetiminde bulundum ve bütün sekmentlerinde çalıştım. Ayrıca dünyanın her yerinde eğitim veren Dünya Eğitim Konseyinin Başkanıyım, Bundan öncede  başka bir yerde Dünya Eğitim Konseyi Başkanlığı yaptım. Bulgaristan bir yardım konseyinin başkanıyım. Orada dünyadan 6 hastayı seçip onların ameliyatlarını yapıyor ve cerrahlara öğretiyoruz. 10 yıllık bir program bu. Artık orada kendi başlarına ameliyat yapmaya başladılar.

Bugün bile dünyanın değişik ülkelerinden 9 hastadan mail aldım ameliyatları için. Bunu da başarabildiğim için böyle hastaları Türkiye’ye çekebildiğim için oldukça gururluyum.

Aslında ben mütevazi bir insanımdır ama bu konularda artık mütevazi olamayacağım. Biz çıtayı buraya getirdik, bundan sonra da devam edilmesi ve çıtanın yükselmesi için elimizden geleni yapacağız.

 

 

AHMET ALANAY HAKKINDA KISA BİLGİ.

Dr. Alanay, omurga cerrahisi ve özellikle omurga deformiteleri konusunda Türkiye de bir çok yeniliğin öncüsü olmuştur. Bunların arasında, omurga kırıklarında kullanılan vertebroplasti tekniği, skolyoz ameliyatlarında kullanılan nöromonitorizasyon tekniği, çocuk skolyozunda uygulanan manyetik çubuk tekniği ve yine skolyoz tedavisinde yeni uygulamaya başladığı bant ile gerdirme tekniği öne çıkanlardır.

 

Omurga cerrahisi konusunda Dünyaca tanınan bir cerrah olan Prof. Alanay, yaptığı bilimsel çalışmalar ile yurt içi ve yurtdışı bir çok ödül almıştır. Dünyanın en prestijli omurga derneği olan ABD menşeli Skolyoz Araştırma Derneğinde (Scoliosis Research Society) yönetim kurulu üyeliğine kadar yükselmiş ve uzun yıllar dünya çapında cerrah eğitimi konseyi başkanlığı yapmıştır. Bu ünvan ile Dünya’nın birçok yerinde düzenlediği kurslar ve yaptığı ameliyatlar ile cerrahların eğitilmesine bizzat katkıda bulunmuştur. Kurucu üyesi olduğu Avrupa Omurga Çalışma Grubu ve benzer çalışma gruplarında bilimsel üretkenliğini en üst düzeye çıkarmış ve dünyaca tanınan bir cerrah olmuştur.

 

Prof. Dr. Ahmet Alanay evli ve iki çocuk babasıdır. Eşi Prof. Dr. Yasemin Alanay, Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Hastalıkları ve Sağlığı Anabilim Dalı, Çocuk Genetik Ünitesi'nde öğretim üyesidir. Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde Dekan olarak görev yapmaktadır. Acıbadem Maslak Hastanesi'nde çalışmaktadır.

 

 

Öne Çıkanlar

800X1502
HİT MAGAZİN

EN ÇOK OKUNAN

Spor

800X150  3

KADIN-MODA

EĞLENCE

800X150 4

SİNEMA

ALIŞVERİŞ

SAĞLIK

GÜZELLİK

300X150 1