• ba$lik: beyler uçuncu dunya savasi basladi iste kadrolar

    1.)beyler yarragi yedik sakin olun.. dost bildiklerimiz gøtluk yaptilar, birbirine dusman olanlar bize karsi muttefik oldular.. vay vay vay.

    iste taraflar (bbc altyazi gecti):

    axis:

    turkiye
    greenpeace
    bir grup hippi
    suriye
    hamas
    azerbaycan
    turkmenistan
    kirgizistan
    øzbekistan
    afganistan
    iran
    jamaika
    porto rico
    papua yeni gine

    edit:

    somali
    cezayir
    tunus
    filipinler
    madagaskar
    tanzanya
    malta
    izlanda da bize katildi. dengeleniyor yavas yavas.

    allies:

    irlanda (utan inci søzluk utan)
    abd
    israil
    el fetih
    rusya
    almanya
    ingiltere
    fransa
    ispanya
    isvec
    norvec
    danimarka
    belcika
    belcika
    hollanda
    finlandiya
    hindistan
    japonya
    meksika
    guney kore
    suudi arabistan
    çin
    yunanistan
    bulgaristan
    isengard
    mordor
    ermenistan
    san marino
    birlesik arap emirlikleri
    kuveyt

    ayrica italya disisleri bakanligi taraflarini savasin gidisatina gøre sececeklerini søyledi. "zafer neredeyse biz oradayiz agaa" demisler.

    kuzey kore, taraflari sükunete ve sagduyuya davet etti.
    (huepa huepa je volume ii ?, 31.05.2010 17:02 ~ 19:00)

    3.) araplar yine satisi koydu amina koyum

    4.) ben karşı tarafa geçiyorum çok güçlü oldular

    18.) beyler ölüm grubuna düşmüşüz

  • yaşınızın 30 olduğunu ve önünüzde daha 40 yılınız olduğunu varsayalım. bir ege şehrinde emekli hayatı yaşıyorsunuz. bugün bankaya aylık %14 faiz ile 1.000.000 tl yatırdınız. enflasyon oranı %9. mevduattan alınan vergi %15. sizin aylık harcamanız da 5.000 tl (her yıl enflasyon oranında artacak).

    önümüzdeki 40 yıl boyunca mevduat faizi, enflasyon oranı, vergi ve harcama oranınızın değişmediğini varsayarak bir hesap yapalım.

    25. yılın sonunda paranızı sıfırlarsınız.

    peki her zaman böyle mi? el cevap: hayır

    mevduat faizi sadece son 1 yıldır enflasyon oranının üstünde. yani reel faiz (+), yani paranız erimez. daha önce altında veya kafa kafayaydı. bu hep böyle sürer mi? zannetmiyorum. peki bir de mevduat faizinin enflasyon oranıyla kafa kafaya ve altında olduğu durumlara bakalım.

    mevduat faizi (%9) ve enflasyon oranı (%9) kafa kafaya olursa (ki burada vergiyi de katarsak mevduat daha düşük olur);

    16 yılın sonunda paranızı sıfırlarsınız.

    mevduat faizi (%8) enflasyon oranının (%9) altında olursa;

    15 yılın sonunda paranızı sıfırlarsınız.

    burada önemli nokta faiz ile enflasyon arasında ki makasın negatif manada çok açılmaması. şimdi ki gibi pozitif olursa ne ala. bir diğer önemli konu da kendinizi bilmeniz, aşırıya kaçmamanız. faiz yiyerek yaşamak mümkün ama önemli olan bankaya koyduğunuz ilk para. tahmin edeceğiniz gibi en başta 1 milyon tl değil de 2 milyon tl koymuş olsaydık bu süreler 2 katına çıkacak ve sizin muhtemel yaşam sürenizi cover etmeye yetecek fakat çocuklarınıza bir şey kalmayacaktı. tabi bu hesaplar 1 kişi için yapıldı. eğer 4 kişilik bir çekirdek aile olduğunuzu düşünürsek bu koşullar altında bankada ki anaparanızın 6 milyon tl ve üzerinde bir meblağ olması mantıklı olacaktır.

  • yeni bir eve çıkıyoruz birlikte, iş çok yoğun ne gidip alışveriş yapacak vakit var ne de para harcamak mantıklı kiraya çıkılacak ev için.. eşyalı bir ev tutuyoruz bu yüzden. ikimiz varız zaten, küçük bir evimiz var artık bir de ve bir salonumuz ve yatak odamız..yatak odasında tek kişilik bir yatak var. ben geceden geceye geliyorum eve, keza o da öyle. bok gibi bir sektörde çalışıyoruz, birbirimizi göremiyoruz, oraya buraya yapıştırdığımız notlarla hasret gidermeye çalışıyoruz bir yandan, gidip bir yatak bile alamıyoruz.. hem vakit yok, hem harcama öncelikleri başka.. yazın ortası. kendi kendine yapışıyor insan sıcaktan, duş alıyorsun banyodan çıkmadan kuruyorsun.. ve bizim tek kişilik bir yatağımız var. gidip bir yatak bile alamıyoruz.. hem vakit yok, hem harcama öncelikleri başka, hem de aklımıza bile gelmiyor gidip büyük bir yatak almak. sığıyoruz küçücük yatağa.. ben zaten küçük bir kadınım ama o yapılı bir adam.. sere serpe yatsa kolu bacağı sarkıyor yataktan.. ama birlikte olunca, yazın tam ortasında.. sığıyoruz küçücük yatağa. küçük gelmiyor ki, aklımıza gelmiyor ki büyük bir yatak almak, sıcak bile olmuyor birlikte yatınca.. üçümüz sığıyoruz küçücük yatağa. ben, o , aşk bir de.. kocaman oluyor o yatak birlikte olunca, öyle ferah, öyle evim ki..

    zaman geçiyor aradan, uzun zaman.. hala aynı koşturmaca.. günlerden bir gün.. bir alışveriş merkezindeyiz, yatak arıyoruz. çift kişilik yatak!! sığmıyoruz çünkü artık tek kişilik yatağa. küçük geliyor, hava desen zaten sıcak. ben küçük bir kadınım ama kocaman bir adam; sağa sola bile dönemiyor rahat rahat. sığamıyoruz artık çoğumuz.. önceden üçümüzdük ama şimdi kaç olduk kimbilir. o, ben, aşk, kırgınlık, mutsuzluk, mesafe.. en çok yeri mesafe kaplıyor işte.. o olmasa tek kişilik yatağa sığardık aslında biz. sıcak bile olmazdı belki bu kadar, küçük bir yatak daha da yakınlaştırırdı belki bizi.. ama yatak büyüdükçe mesafe de büyüyor, yatak büyüdükçe kırgınlık arada bir yere yatar oluyor, yatak büyüdükçe ben küçülüyorum, yatak büyüyor.. aşk ölüyor..

  • düşünsene adam sana bu saatte checkin yapamazsın diyor ama sen kural tanımaz asi çocuk olarak oluruna inanıp neden olmadığıyla ilgileniyorsun bir de kurumu suçluyosun sanki bookingin kendi oteli amk. şu kafa çok tehlikeli ya.

  • bir miktar yükselen kur. yükseledebilir, düşedebilir, yorumlarımızı ekşiye yazıyoruz.

    ak kardeşler rahatsız olmuş bundan. milleti gaza getirmeyin de spekülasyon yapmayın da. ulan piyasayı hareket ettirecek kadar parası olan adam mı var burada. parası olan adam, bilhassa yabancı yatırımcı da gelip buraya mı bakıyor yatırım kararı verirken! "oh john do u know what they say about dolar in eksi? best advices for investment are there.."

    kendi kendimize yorum yapıyoruz. yatırım tavsiyesi değildir john...

  • roma'da yemek yediğimiz minik bir restaurantta arkadaşıma "burda herkes türke benziyor. şu arkandaki adama bak, bildiğin allaaan konyalısı" dememle birlikte adamın masaya gelip "aaa siz de mi konyalısınız yoksa?" demesi. kibarlığıyla ezmesi, kemkümlerime ve bize her yer konya gibi salak bir espiriyle sıvamama bile gülmesi.

    italya denince aklıma yerin dibine girdiğim bu sahnenin gelmesi çok acı.

  • `1976 yılı haziran ayında cumhuriyet savcılığından hakimliğe geçmiştim. çaycuma'ya tayin olmuştum. adli tatilden önce göreve başlamıştım. her yeni atananlar gibi adli tatilde nöbetçi kalacaktım. hukuk hakimi arkadaş tatile çıkacaktı. adli tatilde asliye hukuk davalarına çok az bakılır. kadastro davaları adli tatilde görülürdü. bana " iki dava var,ikisi de kararlık." dedi. kadastro davalarını hiç bilmiyorum.ne yapacağım dedim. "davanın kabulüne karar ver,ben tatilden dönünce gerekçesini yazarım" dedi.o kadar süre karar bekler mi,taraflar kararı temyiz edecekler diye itiraz edecek oldum. "bizim mahkemelerde temyiz süresi kararın tebliğinden itibaren başlar,merak etme " diyerek yatıştırdı beni.
    derken günü geldi ,o iki davanın duruşmasını yapıp " davanın kabülüne" karar verdim.adli tatil bitti. hukuk hakimi arkadaşa " kararları verdim gerekçelerini yaz" dediğimde "kararı sen verdin arkadaş,sorumluluk senin kararları gerekçeleri ile senin yazman gerekir" deyip kestirip attı. kadastro davaları uzmanlık işi.ben savcılıktan yeni geçmişim hakimliğe .ceza davası olsa kolay. ama bu davalar öyle değil. meğer arkadaşım bana şaka yapıyormuş. kararları gerekçesi ile yazdı. kararlar temyiz edildi.
    aradan epey bir zaman geçti. çevreye,arkadaşlara,davalara alıştım. asliye ceza mahkemesi duruşmalarını bitirmiş çay içiyordum odamda.hukuk hakimi arkadaşım uğradı. "gözün aydın" dedi. ne için dedim." kararların tasdik geldi" dedi. hangi kararlar dedim." kadastro kararların" deyince hatırladım.kararları yazan o idi ama ben imzaladığım için kararlar benim oluyordu.
    "yalnız nasıl oluyor 9 kiloluk bir dosyayı 14 ayda inceleyip karar verebiliyor yargıtay anlamadım " dedi. bu defa şaşıran ben oldum ; karar sırasında normal dosyalar vardı.aşırı hacimli dosya görmemiştim. ben o kadar kalın bir dosya filan görmedim dedim. "dosyanın büyük kısmı bir çuvalda duruyor,sadece duruşma tutanaklarını ayrı bir dosyaya koymuştuk,taraflar ve vekilleri durumu biliyor" diye cevapladı. merak ettim.yargıtaydan dönen dosyayı gördüm.gerçekten bir çuval dolusu evrak vardı içinde. yargıtayın onama kararını gösterdi arkadaş. o arada eski yazı (arapça harfler) ile yazılmış bir takrir notu düştü.demek ki dosyayı yaşlı bir yargıtay üyesi incelemiş. medeni kanunun kabulünden (1926) önce ölenlerin mirası eski yasaya göre çözüldüğünden (o tarihte bu tür davalar vardı elimizde) eski yazıyı bilen bilirkişimize (müftü) müracaat gerekti. bilirkişi eski harfle yazılmış notu okudu : "dosya çok hacimli,tasdikten başka çare yoktur"