demirören

Şeytan değil, insan doldurur.

İş’te İnsanların bu haftaki konuğu, geçmişin başarılı turizmcisi, Antalya Atış Poligonun karizmatik patronu Alper Uçar oldu.

Röportaj - 25 Şubat 2019 Pazartesi 20:57:26

İş’te İnsanların bu haftaki konuğu, geçmişin başarılı turizmcisi,  Antalya Atış Poligonun karizmatik patronu Alper Uçar oldu.

 

Merhaba Alper bey, İŞ’te İnsanlar okuyucularına Alper Uçar’ı tanıtır mısınız?

Elbette. 1972 doğumluyum. Anadolu Üniversitesi Eskişehir İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi mezunuyum.  İngiltere de turizm mesleğine başladım.  Daha sonra Ankara’da çalıştım. 1999 senesinin sonunda da Antalya’ya yerleştim. 20 senedir de Antalya’dayım Adam&Eve başta olmak üzere birçok büyük otelin Genel Müdürlüğünü yaptım. Kapa Palace otelinin açılışında vardım. Riva otellerinin koordinatörlüğünü yaptım. Venezia Otel’in Genel Müdürlüğünü yaptım. Aslen satış kökenliyim. Ön büro ile mesleğe başlamamın avantajlarını yaşadım.

Turizm alanında dünya çapında birçok ödül de aldım. 2011 ve 2014 yıllarında “Yılın Turizmcisi” seçildim. 2016 yılında Kaya Palace otelinden ayrıldığımda Ruslar ile Kemer’de bir otel açtık. Ancak onların kendi aralarındaki anlaşmazlıklardan dolayı otel patronluğum 8 ay sürdü. Daha sonra ben başka bir arayışa girdim.

Alper bey, bu arayış Turizm dışında başka bir sektör müydü ve bize Antalya Atış Poligonunun açılış hikayesini anlatır mısınız?

Turizm beni çok yordu. Yıllarca Pazar demeden, bayram demeden gece gündüz çalıştım çünkü. Bir gün kendi kendime 5-6 ay çalışmayacağım, dinleneceğim dedim. Amerika benim için bir tutkuydu. Hiç görmemiştim çünkü. Gittim ve San Diago’da 6 aylık bir ev kiraladım. Amerika’ya gelmişken Vegas’da dünyanın en büyük otellerini göreyim dedim. Gittim ve neredeyse tek tek dolaştım. Bir gün bir otelin receptıo’nun da  Atış Poligon’unun tanıtım broşürü gördüm.   Limuzin ile falan gelp alıyorlar. Turu satın aldım. Poligona gittim, atış yaptım. Adamlar bu işi öyle benimsemişler ki, Nevada çölüne gidip tankla atış falan yapıyorsun. O derece yani. Ertesi gün tekrar gittim. Atışı tamamladım çıkarken, Türk bir çocuk koluma girdi. “abi Türkmüsün” dedi. Evet deyince samimi olduk. New York’da restoranları falan varmış. Onları satıp atış poligonu açmış. Akşam beni yemeğe gördü ve uzun uzun sohbet ettik. İşte o anda benim kafamda bir ışık yandı. Çünkü poligonda şunu gördüm. İnanılmaz derecede turist sirkülasyonu var. Antalya ile Vegas’ı kıyaslamak mümkün değil elbette ama burada da bir potansiyel olduğunu biliyordum.

Ertesi gün San Diago’ya geri döndüm.  On beş gün duramadım orada. Altı aylık kirasını ödediğim evi bırakıp Antalya’ya geri döndüm. Döndüğüm gün itibari ile atış poligonu için yer aramaya başladım.  Konyaaltı Sarısu da bir yer buldum.  Şuan ki Antalya Atış Poligonu Konyaaltına açtım. Orayı sadece atış poligonu olarak tasarlayıp arsanın üzerine bir inşaat yaptım. Orada restoranından tutun, çocuk oyun parkına, oto yıkamasına kadar her şey mevcut.

Orayı oluşturduktan sonra da acentalarla çalışmaya başladım. İlk başlarda Ruslardan çok umutluydum ama olmadı. Ruslara, deniz mi, atış mı deyince Ruslar denizi tercih ettiler. Ama diğer ülkeler, özellikle Araplar, Kazaklar, Azeriler, İngilizler, Almanlar, Almanya’da yaşayan Türkler çok ilgi göstermeye başladı. Yerli halktan birçok kişide bana neden Lara’ya da açmıyorsun demeye başladı. Bende karar verip Lara şubesini açtım.

Peki Alper bey, bir atış poligonu açmak için neler gerekli. Hangi yolları izlediniz?

Şunu baştan söylemeliyim. Bu işin ruhsatını çıkarmak çok zor.  Türkiye’de 16 Bakanlık var. Bunların 11’inden izin alman gerekiyor. Güvenlik soruşturması geçiriyorsun.  Devletin bu tür işler için kotası var. Burayı açmam ve prosedürleri tamamlamam 11 ay sürdü.  Bunları halledip Lara bölgesine de bu butik atış poligonunu açtık.

 Antalya’da en fazla hangi kesim veya meslek gurubu daha fazla ilgi gösteriyor atış poligonuna?

Güzel bir soru. İlk başta çok korktum, sadece erkek ağırlıklı bir yer mi olacak diye. İşletmeye başlayınca kadınların daha fazla ilgi gösterdiğini gördüm. Sevgilisini, kocasını alan geliyor. Kısaca korktuğum başıma gelmedi. Eğer bir oranlama yapacak olursam. Bize yüzde 70, eline hiç silah almamış kişiler, yüzde 15 silah ruhsatı olan, hobisi olan, diğer yüzde 15’de profesyonel, yani Polis, asker,kısaca kolluk kuvvetleri geliyor.

Burada benim gördüğüm kadınların aşırı ilgisi. Avukatlar, doktorlar, sanayici iş adamlar, küçük büyük esnaf.  İşte bu yüzde 70’lik kısma bunlar giyiyor.

Burada atış yapabilmenin bir prosedürü var mı?

Hayır yok. Sadece, eğer kendi silahı ile gelip atış yapacaksa silah ruhsatını istiyoruz. Diğer taraftan kimlikleri ile gelen herkes burada atış yapabilir.

Ayrıca biz burada kendi silahı ile gelenlere silahlarına bakım hizmeti de veriyoruz. Resmi silah tamirciliği ruhsatımız da var.

Türkiye’de kaç tane atış poligonu var Alper bey?

Valla, ben Konyaaltına açtığımda on ikinciydim. Şimdi Lara şubesini açtım ve otuz ikinciyim. Yani 2 senelik arada yirmi beş tane daha açılmış. Özellikler İstanbul ve Ankara başta olmak üzere bu işe çok fazla yatırım yapan var diyebilirim. Ancak halen Türkiye’de bu işi yapmak çok zor. Teknik özellikleri, güvenlik önlemleri, prosedürü. Ama özellikle altını çize çize söylüyorum, güvenlik önlemleri çok ama çok önemli.

Oldukça fazla kriterleri var. Bunların hepsinin tamam olması gerekiyor. Atış hattının nasıl olacağı, atış kabinlerinin nasıl yapılacağı, nerenin kurşungeçirmez olması gerektiği, mermi tuzaklarının nasıl olacağı, bunlar santim santim, milim milim hesaplanıyor.

Her sene 18 kişi denetlemeye geliyorlar.   Biz burada attırdığımız her bir merminin hesabını her ay devlete vermek zorundayız. Atış yapan kişilerin isimleri ile birlikte güvenlik güçlerine bildirmek zorundayız. Şu kadar mermiyi, şu zamanda, şu silahla attı. Bunların hepsi ayrı bir prosedür.

Şunu da bilgilendirme olarak söylemek istiyorum. Bulundurma ruhsatlı silahı olanlar, emniyetten nakil belgesi almak zorundalar.

 Bir de dışarıdan mermi kabul etmiyoruz. “Sadece mermimizle gelip sizin silahlarla atış yapabilir miyiz” diyenler çok fazla. Ancak böyle bir durum söz konusu değil. Kendi silahınız ve kendi merminiz ile gelip atış yapabilirsiniz.

 

Kadınlar daha fazla ilgi gösteriyor dediniz. Bu güne kadar tahmini kaç kadın atış yapmıştır?

Bugüne kadar 3-4 bin kadın bizde atış yapmıştır.  Biz burada ayrıca kadınlara atış eğitimi de veriyoruz. Antalya’nın birçok Tom Rider’ı var. Özel harekâtçılar gibi eğitim alıp atış yapan kadınlarımız var. Burada işinde uzman silah eğitmenlerimiz var.  

Onlar fazla dinlemeden bir an önce atış yapma derdindeler. Böyle olunca da kadınların başarı yüzdesi fazlalaşıyor. Tabi bir de bunun teoriği ve pratiği var. Teoriden bahsedersek, kadınların kan dolaşımı daha yavaş olduğu için el titremesi daha az oluyor. Ayrıca kas kütlesinin de az olması titremeyi azaltıyor. Bu arada şunu da söylemek istiyorum. Kadınlar daha iyi atış yapıyor. Bunun nedeni de anlatılanları can kulağı ile dinleyip, kuralına göre atış yaptıkları için. Erkeklerimiz de aynı durum söz konusu değil.

Antalya’nın silaha olan merakı nasıl. Bize biraz da Antalya’da ki silahlanmadan bahseder misiniz?

Şunu üzülerek söylemek istiyorum ki, Antalya’da silah taşımak bir aksesuar gibi olmuş.  Saat gibi olmuş. Tamam, belinde ya da arabasında silah taşıyan var, var ama niye taşıyoruz, neden taşıyoruz. Bunu bilmek lazım. Antalya’da çok fazla silah var.

Bakın Rusya da daha ilkokuldan lise sona kadar atış dersleri var. İngiltere de ortaokulda atış dersleri var. Allah kullandırtmasın ama silahı tanımak ve eğitimi almak lazım. Her gün gazetelerde okuyor, televizyonda haberlerde seyrediyoruz. Şu şunu vurdu, söyle patladı, kazayla öldü gibi. Bunların hepsi bilgisizlikten meydana geliyor.

“Şeytan Doldurur” lafına tamamen karşıyım. Şeytan değil, insan doldurur. Çocuklarımız küçük yaşlarda silah hakkında, zararları ve yapacakları hakkında bilgiler vermeliyiz. Kısaca her şeyin başı eğitimden geçiyor.

Bir silah nasıl güvenli hale getirilir. Silahın boş mu dolumu olduğu nasıl anlaşılır. Yolda bir yerde bir silah bulunduğunda dokunup dokunmaması gerektiğini, kısaca bunların hepsini anlatmamız gerekir çocuklarımıza.

Bizim burada 10-18 yaş arasında çocuklar aileleri ile gelip atış yapıyor.  Bizim burada ayrıca üç aşamalı kurslarımız var. Temel aşama, ileri düzey ve profesyonel. Temel aşamada silah nedir, nasıl kullanılır, nasıl güvenli hale alınır, doldurulması, boşaltılması, nasıl nişan alınır, nefes alma taktikleri vss. Bunlar anlatılıyor. Bunları öğrendikten sonra ileri düzeye geçiyoruz. İleri düzeyde de, psikolojik atışlar, duble atışlar, tek göz, çift göz açık atışlar. Bunların eğitimlerini veriyoruz.  Profesyonel düzeyde ise poligonun içerisinde, sağdan atış, soldan atış, araç koltuğundan atış, hedefe çoklu atış gibi birçok farklı atış yaptırıyoruz. Ne kadar çok atış yaparsanız, ilerleyen zamanlarda hedefleri vurma şansınız o kadar artıyor.

Şunu da söylemek istiyorum. Binlerce yıldır silahla büyümüş bir toplumuz biz. Ama birazcık silahtan son 20-25 senede soğutmuşlar gibi geliyor bana.

Bakın, hiçbir zaman silahlanın demiyorum ama, silah hakkında bilgili olmanın da hiçbir zararı yok. Türkiye 37-38 tane atış poligonu var. Bosna Hersek te, 700 bin nüfuslu bir yerde 8 tane atış poligonu var. Oransızlığa bakar mısınız?

Amerika’dan bahsetmek bile istemiyorum. 330 milyonluk bir nüfusun 230 milyonunda silah var. 

Buraya gelip atış yapmak insanlara ne kazandırıyor. İnsan vücuduna ne gibi faydaları var?

Bir hocam, atış yapmanın özellikle kadınlar için, dünyanın en iyi detoksu olduğunu söylüyor. İlk atışta insanda adrenalin yükseliyor. Bir titreme geliyor. Bu adrenalinin yükselmesinden kaynaklanan titremedir. İnsan vücudunda 15-20 saniyelik adrenalin yükselmesi hücre yenilemekte oldukça faydalı. Bunu konusunun uzmanı bir Doktor abim söylüyor.

Aynı hocam, “Alper, bu adrenalin yükselmesi iki şeyle de olur. Ya 200-300 km süratle motosiklet kullanacaksın, ya da 100 metreden bungee jumping yapacaksın.  Bunlar çok tehlikeli şeyler elbette. Ama burası öyle mi? Değil. Geliyorsun buraya hoca eşliğinde en güvenilir şekilde atış yapıp aynı adrenalin yükselmesini yaşaya biliyorsun” dedi.

Tabi bu işin sağlık yönü. Ayrıca odaklanma, bir bakışta birçok şeyi görebilmenizi sağlıyor atış yapmak. Aslında kulak, göz ve parmak arasında ki o ilişki inanılmaz bir dikkat odaklaması sağlıyor.  Bunu becerenler iş hayatında da okul hayatında da oldukça başarılı oluyor.

Peki Alper bey, bu iki senelik poligon işletmeciliğinizde yaşadığınız ilginç anılardan da biraz bahseder misiniz?

 Ya benim hiç unutamadığım iki olay var. Çokta gülmüşüzdür anlattıkça.  Konyaaltına ilk açtığımız zamanlarda bir iş adamı geldi. 4 tane de silahı vardı. Eee tabi biz 4 silahı olan birini profesyonel sandık ancak, iş mermileri şarjöre doldurmaya gelince baktık ki adam mermileri ters basıyor. Bu ilginçtir.

Bir de doktor hanımefendi vardı. O da sürekli atışa gelirdi. Her geldiğinde de hedefin üzerine eşinin adını yazardı. Bu da ilginç olaylardan birisiydi. Ayrıca bizde evlenme teklifleri de çok oluyor. Hedefin arkasına “Benimle evlenir misin” yazıp daha sonra kıza atış yaptıranlar oldu. Kız sonra hedef kâğıdını alıp arkasına baktığında şaşkınlığını düşünün.

Son olarak klasik sorumuzu soralım size de. Milliyette yayınlanan İŞ’te İnsanlar röportajları için ne söylemek istersiniz ?

Benim sürekli olarak takip ettiğim sayfalardan birisi. Çok değişik insanları görüyoruz. Hatta geçen gün bir arkadaşla sohbet ederken bu röportaj konusu açıldı. O da çok yakından takip ediyormuş. Başarılısınız. Tebrikler.

 

Yıldızlı Alanları Doldurunuz *

Haber Listesi