şükela:  tümü | bugün
  • hükümetlerin hatalı politikaları sonucu el mecbur kalan insandır.

    beyaz mavi yakalılar fark etmez hepsi iş için burada. hem tarlası, bağı bahçesi olan ne ekecek ne kazanacak? ülkede tarım mı kaldı ki?

    sonra yaşlısı-emeklisi. elden ayaktan düşse ona bakacak çoluğu çocuğu burada, hastalansa hastane burada. nereye gidecek, en fazla sağlık ocağı köyüne mi dönecek?

    öğrencisi, e haklı birader çocuk. okul da burada. kaliteli bir öğrenim görüp hayata bir adım önde başlamaya çalışıyor. nevşehir de itü var da o mu gitmedi. (isimler örnektir, genelleme değildir)

    ama doğru, bu pislik içinde debelenip duruyoruz.
  • (bkz: ya ya ya şa şa şa)

    edit: başlık düzelince entry anlamı kalmadı.
  • mazoşistdir, trafikte dur-kalk yapmaktan veya metrobüste ağız ağıza seyahat etmekten keyif alır. eğlence anlayışı bile ruhuna eziyetten başka bir şey değildir. egosunu yenip ayrılamadığı için çocuklarını da bu beton yığını kabusun içine doğurur.
  • kerizlik ediyordur. ha benim canımı sıkmıyor, hatta seviniyorum zira ülkenin geri kalanı daha rahat şartlarda yaşıyor, istanbul'da yaşamaya çalışanlar sayesinde.

    "ankara'nın en güzel yanı istanbul'a dönüşü" esprisini sıkılmadan yapıp gülenler, sanki suda yaşıyormuş gibi "ankara'da deniz mi var yeeeaaa" goygoyu yapanlar bilmiyor ki, ankara şu anda türkiye'de yaşanabilecek ilk üç şehirden biri (melih'e rağmen üstelik). toplu ulaşımı biraz sıkıntılı ama ucuzluk bakımından diğer bütün büyük şehirlerin ötesinde. hele hele arabanız falan varsa, 300 lira kira verip dubleks villalarda falan kalabiliyorsunuz. (şehrin 20-30 kilometre dışında tabii. yine de beylikdüzü'nde yaşayıp mecidiyeköy'de, hatta göztepe'de falan işe giden adam bunu eleştirirse gülerim.)

    şehir gri falan diyorsunuz, öyle bir olay da yok. öğrenci kenti olm burası, 11 tane mi ne üniversitemiz var, memur kadar öğrenci var şehirde. bina sayısı çok olabilir ama istanbul'dan daha çok değil, üstelik ankara'nın havası istanbul'dan daha temiz. hem sırf küçükken yaşayamadığı çocukluğunu yaşayabilmek için 10 milyon para verip dinozor heykeli diken bir adamın yürüttüğü şehir ne kadar gri olabilir allaşkına?

    biliyorum, bir eskişehir değil, bir izmir hiç değil. ama olsun, ankara da iyidir, güzeldir.

    "istinbil'di iş vir" diyen adam ankara'da, bursa'da, antalya'da, erzincan'da, eskişehir'de, tekirdağ'da, diyarbakır'da boş boş gezdiğimizi sanmasın. burada da iş var gülüm, üstüne hayat da istanbul kadar pahalı olmayınca nefes alabiliyorsun.

    ha evet, boğaz yok, allah'ım ne büyük kayıp. yine de ayda bir boğaz'ı görebilmek uğruna salak gibi maaşının yarısını kiraya, öteki yarısını faturalara ve dünyanın en pahalı tavuk dönerlerine kaptırmaktan iyidir.
  • başka yerde iş vardı da biz mi gitmedik? bazı sektörler ne yazık ki istanbul dışında yeterince gelişmiş değil. 3 kuruş parayla survivor yaşamaya gerek yok. istanbul'da hayatta kalmaya çalışıyoruz bu şehirden gideceğimiz günü hayal ederek...
  • benim bu. bunu bir yerde kullanacaktım buraya nasipmiş çok şükür yareppim.

    genel olarak evet, sanırım biraz salaklık yapıyor olabiliriz, biraz ama. kişisel olarak, doğdum, çocuk oldum, büyüdüm, lan mahalle değiştirmek sorundu, ne şehir değiştirmesi. sonra evlendim. edi ve büdü, dünya bize güzel, istanbul daha da güzel. sıkmadı ki hiç bizi. sonra hadi çoğalalım dedik, üç yetmedi dört olduk. başladı mı istanbul bize sıkmaya? başladı. meğer ne pahalıymış burada hayat. ama risk alamamak diye bir şey var bildin mi? tası tarağı toplayıp başka bir şehire gidersek, ve tutunamazsak, dört kişiyiz biz artık, ikisi çocuk, ne olacak? sırtımızı dayayacak zengin anne baba büyük kimse yok, desek ki biz yapamadık, bize bir el atın, toplayın bizi. yok öyle bir şey.

    üstelik insan öyle burdan sökeyim başka bir yere ekeyim diyebileceğin bir çiçek değil. her toprağı tutmaz, beğenmez. taş deliğinden çıkmadık biz. anne baba kardeş arkadaş, etin kemiğin dışında seni sen yapan ne varsa burda. dara düştüğünde, sıkıldığında, derdin olduğunda arayacağın, bir telefonla yanına gelebilecek kim varsa hepsi burda. çocukların çevresi, okulu, arkadaşları..sen gitsen, aklın burda, kalbinin yarısı burda. yarım akıl ve kalple nasıl tutunacaksın yeni toprağa.

    yeteri kadar parası, risk alacak cesareti, çok fazla gönül bağı olmayan varsa, istiyorsa gitsin elbet. iyi şanslar. ama herkes yapamıyor işte bunu.

    bir kaç hafta önce balkonda çay içiyoruz eşimle. gözün alabildiğince beton, arada tek tük ağaçlar. gitsek ya burdan dedik aynı anda. başka bir yerde yeniden başlasak. yaşanmıyor burda. şehir seçtik kendimize. iş bulduk. evi seçtik. hayal tamam. sonra tek tek üşüştü tüm sorular. ya olmazsa, alışamazsak, iş umduğumuz gibi gitmezse, çocuklar yadırgarsa, özlersek, çok özlersek..biz burda ölümü bekliyoruz biliyorsunuz değil mi? ya dedik biz gidersek ve deprem olursa. geride bıraktıklarımız? hepsini alıp gitmek mümkün mü? biraz daha baktık betonlara. amann dedik atın ölümü arapdan olurmuş.

    hiçbir şeyi gözü görmeyecek kadar nefret edenler arkasına bile bakmadan gidebiliyor. hala kalbinin bir parçası buraya ait olanlar değil. gidenin yolu açık olsun. belki, bir gün.
  • benimdir bu kişi. istanbul dışında türkiye'de çalışacak başka şehir olmadığı için (iş alanımda) yeter deyip yurt dışına kaçtım zamanında. ama yine dönüp dolaşıp geldim geri.
  • olm tam da bunu düşünürken başlık karşıma çıktı, bi hoş oldum.

    yalnız bu entry bol miktarda küfür içerecektir.

    --- parental advisory explicit lyrics ---

    hay ağzını öpeyim ya. olm ne bok yemeye hala istanbul'da oturmaya çalışıyosunuz ki siz. bak ulaşımı pahalı, kiralar anasının amına çıkmış, trafik sıkışıklığı olayı burada yepyeni bir boyut kazanmış, metrobüsteki iğrenç ter kokan abilerden de baymışsınızdır. siktirolup gidin olm işte, ne güzel. bak ne güzel ege sahilleri var, akdeniz var. sıcak denizlere doğru gidin olm işte. burada aldığın üç kuruş maaşın daha azına ana caddesinden başka bir şeyi olmayan şehirlere gidin, bak sakin kafa, yeşillik(!) falan.

    siktirolun gidin de insan gibi yaşayalım şu şehirde. amına koyim 17 milyon insan sik kadar yerde yaşamaya çalışırken kafası çok çalışan sik kafalılar "yeaa burda yaşanmaz hammına koyim" diye geziyolar. e gitsenize olm, gidin de rahat rahat yaşayalım lan şurda.

    --- parental advisory explicit lyrics ---

    abi lütfen, bak lütfen yanımda yöremde istanbul ve yaşamak kelimelerini dahi aynı cümle içinde kullanmayın. ben bu "megaköy"ü çok seviyorum, sizin gibi ağzımı eğe eğe "gitçem ben yhaa" diyip de beylikdüzü'nden ev bakmıyorum. iki yüzlülük yapmayın, "gitçem" dedikten hemen sonra arkasına "ama" eklemeyin, yeter artık baydı muhabbetiniz.

    not: işbu entry'de geçen şehir ve bölge isimlerine en ufak bir nefret yoktur.
  • bunları görünce almanlara sövüp de almanya'da yaşamaya devam eden gurbetçiler geliyor aklıma. gram farkları yok. istanbul da türkiye'nin almanyası zaten bence. orada da gram istanbullu yok. herkes memleket hasreti çekiyor. "ay karadenizimin yaylaları uşağum" falan diyor ama karadenize de başka yere de dönmek isteyen yok. tamam evlenmişsin gelmişsin çalışmışsın çocuk okutmuşsun falan bir şeyler için çabalamışsın ama yaşlanıp emekli olunca bari geri dön şehrine. ya da git bodrum'a marmaris'e yerleş. organik domatesini soğanını yetiştir. seni oraya bağlayan ne?

    tanım: istanbul'dan nefret eden biri olarak anlam veremediğim insan tipidir.
  • ısrarla istanbul'a taşınmak isteyen insandan daha fazla gerekçeleri olan insandır.

    kurulu düzeninden vazgeçemiyordur.

    yeni başlangıçlara henüz hazır değildir.

    istanbul'un karmaşık yaşam temposu alışkanlık yapmıştır. v.s. uzayıp gider bu liste ama, bütün olumsuzluklarına rağmen, sonuçta dünyanın en güzel şehrinde yaşıyordur.